AğaçYetiştiriciliği Organik bahçe hobi ağaç yetiştiriciliği ve organik tarımcılığa giriş



Archive - Kas 2014 - Yazı

Tarih
Tür

Kasım 23rd

Toprak işleme, yabancı otları öldürmek, yağışlar veya üzerinde yürüme sonucu toprakta meydana gelen kaymak tabakasını kırmak ve toprağı kabartarak yağmur sularının veya sulama sularının toprağa daha kolay girmesini sağlamaktır. Ayrıca en önemlisi, verilen organik gübrenin ve mineral gübrelerin bitkinin etkili kök derinliği olan 60 cm. derinliğe kadar dağıtılması ve toprakla iyice karışması amacıyla yapılır. Muzun kök sistemi yüzeyseldir. Bu nedenle toprak işleme sırasında köklerin fazla zarar görmemesine dikkat edilmelidir. Muz bahçelerinde toprak işleme değişik şekillerde yapılabilir. Elle toprak işleme en yaygın olanıdır. Toprak muz çapası denilen uzun tırnaklı çapa veya bel küreği ile işlenir.

Muzlarda budama, kurumuş yaprakların, meyvesi alınan bitkilerin ve fazla fidelerin kesilmesinden ibarettir. Muz bahçesinde sararmış yapraklar her zaman kesilmelidir. Meyvesi alınan bitkiler ise fazla yer kaplamaması için yaprakların ayrım yerinden düz bir şekilde kesilmelidir. Daldız denilen keskin uçlu bir demir ile, fideler ana bitkiden ayrıldığı gibi, fidelerin toprak düzeyinden kesilerek oyulması ve içine üre koyarak iptal edilmesi uygulanabilir.

Muz yetiştiriciliği için en iyi topraklar; derin, besin maddelerince ve humusça zengin, geçirgen, iyi havalanan, hafif bünyeli (Kumlu-Tınlı) ve hafif alkali, killi Tınlı, Kumlu karakterdeki, derin topraklardır. Toprak taşsız, iyi işlenmiş olmalıdır.

Muz, nemli, tropik iklimlerin bitkisidir. 30° Kuzey ve 30° Güney enlemleri arasında kalan bölgenin uygun alanlarında, tarımı rahatlıkla yapıldığı halde, bunun dışında kalan yerlerde istediği sıcaklığı bulamaz. Denize yakınlık-uzaklık ve denizden yüksekliğe göre bu enlemler dışında kalan bazı yerlerde de yetiştirilmektedir. Akdeniz bölgesinde muz yetişen yerlerimiz 36-37 enlem derecelerinde Toros dağları tarafından korunmuş, dağların eteklerindeki mikroklima yerlerdir. Buna rağmen muz bahçeleri zaman zaman soğuktan zarar görmektedir. Muz yetiştiriciliği bakımından önemli iklim faktörleri sıcaklık, yağış, rüzgar ve doludur.

Açık yetiştiriciliğe çanak sulama ile başlanmış olup, örtü altına geçişle birlikte damla sulama ve beraberinde fertigasyon yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Daha önceki araştırma sonuçlarına göre damla sulama sisteminin çanak sulama sistemine oranla %50 su tasarrufu sağladığı ve damla sulama sisteminin bazı meyve kalite kriterlerine daha olumlu etki yaptığı belirlenmiştir. Bugün muz yetiştirilen seralarda kullanılan sulama sisteminin tamamı damla sulamadır (Çevik ve ark., 1984).

Muz, çok hızlı büyüyüp gelişen bir meyve türüdür. Bitki büyümesi ve salkım oluşturabilmesi için fazla miktarda besin maddesine ihtiyaç duyar (Paydaş ve Gübbük, 1991). Bir muz plantasyonunda, yılda hektardan 50 ton ürün alındığında yaklaşık olarak topraktan, 1500 kg K, 450 kg N, 60 kg P2O5, 215 kg Ca, 140 kg Mg, 12 kg Mn, 5 kg Fe, 1.5 kg Zn, 1.25 kg B, 0.5 kg Cu kaldırılmaktadır (Lahav veTurner, 1983). Kaldırılan bu besin elementleri hedeflenen ürün miktarı üzerinden hesaplama yapılarak toprağa geri verilmesi gerekmektedir.

Muz, Güneydoğu Asya'dan çıkmıştır. Anavatanı Güney Çin, Hindistan ve Hindistan ile Avustralya arasında kalan adalardır. Muzu ilk kültüre alanların balıkçılar olduğu sanılmaktadır. Balıkçılar ağ yapmak için muzun yapraklarından yararlanmışlar ve bu şekilde tarımı başlamıştır. Muzla ilgili ilk eser M.Ö. 600-500 yıllarına aittir ve Hindistan'da bulunmuştur. Muz bitkisi ülkemize ilk defa 1750 yıllarında Mısır'la ilgisi olan zengin bir aile tarafından süs bitkisi olarak, Mısır'dan Alanya'ya getirilmiştir. O yıllarda daha çok süs bitkisi olarak yetiştirilen Muzun meyve verdiğinin görülmesi üzerine, 1930'lu yıllardan sonra meyvesi için ticari amaçla yetiştirilmeye başlanmıştır.

Derim (Hasat) zamanı saptandıktan sonra, geriye iki önemli nokta daha kalmaktadır. Birincisi, mandalinaların zedelenmesine meydan verilmeden dikkatle toplanması, sınıflanması ve ambalajı; ikincisi de bunların en ucuz şekilde yapılmasıdır.

Dünya turunçgil pazarlarındaki zorlu rekabetten ötürü, üretici olarak daha ekonomik ve çevreye uyumlu ürünler yetiştirmek, pazarlardaki rekabet gücümüzü artırarak ekonomimize olumlu katkılarda bulunacaktır. Buradaki amacımız; Türkiyedeki mandalina üreticilerinin, bahçelerindeki zararlıyı kolay teşhis ederek gereken mücadeleyi, bilinçli ve doğru yapmalarını sağlamaktır.
Mandalina ağaçlarındaki hastalık ve zararlılarla, en yakın yetkili kuruma danışılarak alınacak uygun tarım koruma ilaçları kullanılmak suretiyle zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.

UÇKURUTAN HASTALIĞI

Hemen hemen tüm turunçgil çeşitlerinde görülen ancak özellikle limonlarda büyük zarar yapan bir hastalıktır. Hastalık etmeni kök, gövde, yaprak sapı, meyve sapı ve dalların kabuklarında açılan yaralardan girer. Hastalık ayrıca yapraklardaki gözle görülemeyecek kadar küçük teneffüs deliklerinden de bulaşabilir. Hastalık etmeni mantarlar, kurumuş dallar üzerinde barınır ve buradan da etrafa dağılırlar. Hastalığa yakalanan dallardaki yapraklar solar, küçük dallar kurur. Yapraklar bazen küçük dallara bağlı kalır, bazen de dal kurumadan önce dökülür. Hastalık arttıkça büyük dallar ve ağacın tamamı kuruyabilir. Dallar bıçakla yontulduğunda pembemsi veya kırmızımsı bir renk görülür. Dökülen yaprakların sapları bazen dalda asılı kalır. Hastalıkla, ilaç kullanarak veya kültürel tedbirler alınarak mücadele edilir. İlaçlı mücadele için en yakın tarım teşkilatına başvurulmalı, kültürel tedbirler için ise şunlar yapılmalıdır:

Genellikle, yaz aylarının kurak geçtiği; Akdeniz ve Ege Bölgelerinde, turunçgillerde sulama gerekir. Sulama suyu yeterli miktarda bulunmalı ve iyi kalite özellikleri taşımalıdır. Sodyum, klor ve bor gibi elementler, suda çok düşük miktarlarda bulunmalıdır.

Kasım 20th

Budama; ağaçların dengeli ve kuvvetli taç oluşturması; verimlilik süresinin uzatılması; fazla ve kaliteli ürün elde edilmesi; uygun olmayan iklim koşullarıyla, hastalık ve zararlıların olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması; zirai mücadelede başarının artması; hasatta kolaylık; bazı durumlarda, verimden düşmüş ağaçların yeniden kazanılması gibi, yararlar sağlar.
Şekil budaması yapılmış olan fidanlar, bahçeye dikilince, 2-3 yıl süreyle budama yapılmaz. Eğer fidanlarda şekil budaması yapılmamışsa, bu işlem bahçede uygulanır.

Turunçgil yetiştiriciliği için, öncelikle, kaliteli fidan üretimi veya temini gerekir. Günümüzde virüsten-temiz Turunçgil fidanı elde etmek üzere, Antalya Narenciye Araştırma Enstitüsü, tesislerini hazırlamış olup; virüsten ari fidan üretimine geçmiştir. Bahçelerin virüssüz fidanlarla kurulması tercih edilmelidir. Sağlıklı fidanların, iyi ürün elde edebilmek için, dikiminde de özen gösterilmesi gereklidir. Dikimden önce, arazi parsellere ayrılır. Yabancı ot ve diğer bitkiler temizlenir.

Mandarin gübrelemede saf besin miktarı olarak 25 kg/da saf azot, 8 kg da saf fosfor ve 20 kg/da saf potasyum olarak hesaplanır. Azotlu gübre 3 zaman periyodunda toprağa verilir.

ikimden önce arazinin toprağı, mutlaka analiz ettirilmelidir. Toprak asitliği hafif veya nötr dolaylarında olmalıdır (pH= 5,5-6,5). Turunçgiller, bitki besin maddelerince zengin, süzek, geçirgen toprakları tercih eder. Toprağın derinliği en az 1 m olmalıdır. Taban suyu yüksek olan toprakları, hiç sevmez. Böyle yerlerde, mutlaka drenaj yapılmalıdır. Ağır bünyeli ve fazla kireçli topraklarda turunçgiller için tercih edilmez.


Son yorumlar